DünyaRSS
Tümü
29 Mart 2010 - 00:49

Gül’ün ‘Forbes röportajı’: Yalanlanan aslında nedir?

Kadri Gürsel kgursel@milliyet.com.trkgursel@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

26 Mart tarihli Forbes dergisinde kendi imzasıyla yer alan röportajda Amerikalı gazeteci Claudia Rosett, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, “İran’ın nükleer silah geliştirmek istediğinden şüphem yok” dediğini yazdı.
Önceki hafta Gül tarafından Çankaya Köşkü’nde kabul edilen Amerikalı grubun içindeki gazetecilerden biri olduğunu belirten Rosett’e göre Cumhurbaşkanı görüşme sırasında şunları söylemişti:
“Bu (nükleerleşmek), mazisi bir önceki rejime, Şah’lı yıllara kadar giden bir arzudur. (İran’daki mevcut rejim için) Sonunda bir nükleer silaha sahip olmanın, bir ulusal gurur vesilesi olarak nihai bir arzu olduğuna inanıyorum”.
Rosett, Gül’ün devamında “Bölgede büyük bir rekabet başlar” şeklindeki sözleriyle, İran’ın atom bombasının Ortadoğu’da bir nükleer silahlanma yarışını tetikleyeceğine gönderme yaptığını yazmış.
Gül, İranlı liderleri, “bir kez nükleer silah sahibi olduktan sonra irrasyonel davranışlar içine girerek kendi ülkeleri için sorunlar yaratabilecekleri yolunda uyardığını” da söylemiş...
Gül’e atfedilen bu ifadeler tabii ki çok önemliydi. Türkiye ilk kez, hem de devletin en tepesindeki şahsiyetin ağızından, “İran’ın nükleer silah geliştirmek istediğini” ilan ediyordu. Bu sözler, İran’ın gizli nükleer programı konusunda işi bu ülkenin avukatlığını yapmaya kadar vardırmış olan Türkiye’nin tutumunda radikal bir değişimin mi habercisiydi yoksa?
Bu değilse, o zaman bu açıklamalarıyla Cumhurbaşkanı Gül’ün, İran’la ilgili gerçeklerin bazı yönlerine vurgu yaparak bu bahiste hükümetin İran yanlısı tavrıyla arasına kalın bir çizgi çektiğini söylemek gerekecekti.
Bilindiği gibi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İran’a adeta kefil oluyor. Başbakan son olarak 16 Mart’ta BBC’ye verdiği demeçte İran’ın nükleer silah geliştirmediğini ve programlarının yalnızca sivil amaçlar taşıdığından emin olduğunu söylemişti. Daha önce 26 Ekim 2009’da yine BBC’ye konuşan Başbakan, İran’ın nükleer silah geliştirmesi hususunu “dedikodu” olarak nitelendirmişti.
Forbes’daki Abdullah Gül röportajı önceki gün Türk basını tarafından iktibas edildi ve ardından çok ilginç bir olay yaşandı. Cumhurbaşkanlığı, tek cümlelik bir açıklamayla Forbes’u yalanladı.
O açıklama aynen şöyleydi:
“Sayın Cumhurbaşkanımız ne geçmişte ne de bugün Forbes Dergisi’ne herhangi bir röportaj vermemiştir.”
İçerik dikkat çekici...
Cumhurbaşkanı’nın bir Amerikalı grubu kabul ettiği ama bu sırada İran konusunda Forbes’da yazılan sözleri sarf etmediği de vurgulanabilirdi... Bu yapılmamış, onun yerine formel bir yalanlamayla yetinilmiş.
Bu da başka durumları göz ardı etmemek gerektiğini düşündürüyor.
Claudia Rosett bu röportajı başından sonuna uydurarak kariyerine mal olabilecek bir gazetecilik suçu işlememişse, varsayım olarak ilk akla gelen, Cumhurbaşkanı’nın bu sözleri bir sohbet ortamında, “yazılmamak kaydıyla” sarf etmiş olabileceğidir...
Bu varsayım doğruysa Cumhurbaşkanı, Forbes’a ya da bir başka Amerikan medya organına formel olarak röportaj vermemiş oluyor. Dolaysıyla Köşk’ten yapılan açıklamayı da “formel olarak doğru” kabul etmek gerekiyor.
İran’a karşı BM Güvenlik Konseyi’nden çıkartılmak istenen ağırlaştırılmış yaptırım kararı ile ilgili süreçte Türk Dışişleri’nin nerede durmakta olduğuna gelince...
Bir kere Dışişleri, BM Güvenlik Konseyi yaptırım yönünde bir karar alırsa Türkiye’nin bunu uygulamak zorunda olduğunun bilincinde.
Önceki hafta Türk diplomasisinin yaptırımları desteklemek eğiliminde olduğu duyumunu aldık. Buna göre Türkiye ”evet” diyecek ama eşzamanlı bir açıklamayla İran’ın gönlünü almaya çalışacak.
Ancak, Türk dış politikasındaki temel istikrarsızlık unsuru haline gelmiş olan popülist Başbakanımızın aksi yöndeki sürprizlerine de her zaman hazırlıklı olmak lazım.

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2010