DünyaRSS
Tümü
20 Şubat 2010 - 23:58

Allah Allah! Başbuğ’a bu kıyağı kim yaptı?

Kadri Gürsel kgursel@milliyet.com.trkgursel@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, 25-27 Ocak tarihlerinde NATO toplantısı için bulunduğu Brüksel’de gizlice kaydedildiği belirtilen konuşmasını okuyunca, hiç de bazıları gibi şoke olmadım...
Ama kafam karıştı.
Ve dedim ki kendi kendime, “Orgeneral Başbuğ istese, kendisi ve TSK için bundan daha etkili bir halkla ilişkiler operasyonu yapamazdı...”
Böyle düşündüm, çünkü sızdırılan konuşmanın içeriğinde kendisinin ve TSK’nın aleyhine delil olarak kullanılabilecek hiçbir unsur yoktu. Aleyhine olmak şöyle dursun, o metin lehte unsurlar içeriyordu...
Nedir bunlar?
Bir: Başbuğ, “Bülent Arınç’a suikast girişimi” olarak yansıtılan ve “Kozmik Oda”ya girilmesiyle sonuçlanan olayla ilgili konuşuyor... Diğer bir tema da ordudan dışarıya bilgi sızması...
20-25 kadar kurmay subaya hitap ettiği belirtilen Başbuğ, “Adamlar hataları istismar ediyorlar. Bu önemli. Burada hata var” diyor.
“Hata” olarak nitelediği olay, “Ankara Seferberlik Kurulu Bölge Başkanlığı”nda görevli iki muvazzaf subayın Ankara’nın Çukurambar semtinde, Arınç’ın evi civarında gözaltına alınmış olmaları...
“Bunlara ben görev verdim” diyor Başbuğ...
Allah Allah! Arınç’a suikast hazırlığının en üst düzeydeki komutan tarafından astlara ifşa edilmesi midir bu?
Tabii ki hayır...
O iki subay, ifadelerinde “köstebek” olmasından şüphe edilen bir albayı izlediklerini söylemişlerdi.
Başbuğ’un sözleri de o ifadelerin doğru olduğu yönünde bir izlenim yaratıyor.
Şöyle o sözler:
“Nedir yapılan: Daha görev yaptığınız yerin karakteristiğini bir kere tam bilmeniz lazım yani. Bölge hassas bir bölge ve bir yığın adam var orada. (...) Uzun süre o görevi yapıyorsunuz; izleniyorsunuz yani. Anlamanız lazım. Anlayamıyorlar.”
Öncesinde ise “Ve bu hata istismar ediliyor, kullanılıyor” demiş Başbuğ...
Genelkurmay Başkanı, “Arınç’a suikast hazırlığı” iddialarının, o iki subayın verdiği kozun kullanılması neticesinde TSK’ya karşı düzenlenmiş bir komplo olduğunu ima ediyor.
Dinlendiğinden habersiz, doğal bir ortamda konuştuğu varsayıldığı için de sözlerinin potansiyel etkisi güçlü...
İkinci lehte unsur, Başbuğ’un, “Kozmik odaya nah girerdiniz” şeklindeki “doğal” ifadesi...
“Nah girerdiniz”, “Biz lütfettik de girdiniz” demek... Askerin incinmiş gururunu tamir ediyor. Duyulmasında TSK açısından zarar değil, fayda olan sözler...
Üçüncü lehte unsur, “TSK’ya karşı yürütülen psikolojik harekât”la ilgili konuşurken, “Her şeyin bir zamanı var” demesi...
“Asimetrik psikolojik harekât unsurlarını gerçekten ayrıntılı, kapsamlı olarak biliyoruz (...) Şimdilik ortaya şikâyet ediyoruz. Tabii ki her şeyin zamanı, yordamı (var).”
Bu ifadeler de alt kademelere güven vermeye yönelik...
Orgeneral Başbuğ’un da “telekulak mağdurları” arasına katılması elbette nahoş bir durum...
Peki, bu olayda TSK’nın itibarını gerçekten de zedeleyen bir faktör var mı?
Bence yok. Bir kere “ortam dinlemesi” Türkiye’de ve bir TSK karargâhında değil, yurtdışında, “yabancı sahada” yapılmış.
Konuşmanın içeriği zaten sorunlu değil...
Brüksel konuşmasında TSK’yı ve Genelkurmay Başkanı’nı zor duruma düşüren, sürmekte olan operasyonlar ve dava süreçlerinde “karşı taraf”ın eline koz veren önemli unsurlar olsaydı, “yandaş medya” bunu köpürtür, “mal”ın üzerine balıklama atlardı... Ama doğal olarak atlamadılar... Umumiyetle küçük haberlerle geçiştirdiler.
Bu gazetelerden ikisinin, “Arınç’a suikast hazırlığı emrinin Başbuğ tarafından verildiği” şeklinde bir algı yaratmak arzusuyla, ellerindeki “mal”ı epeyi zorladığını yine de not edelim...
Kafamı karıştıran, “mal”ın kime ait olduğu... Son iki yılın flaş haberlerini üreten malum istihbarat ajanslarına mı, yoksa sahada yeni bir üslup deneyen başka bir oyuncuya mı?

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Yunanistan'ın başkenti hangisidir?
Markapon
©Copyright 2010