DünyaRSS
Tümü
Kadri Gürsel kgursel@milliyet.com.trkgursel@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin geçen perşembe, meclisteki olaylarla ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada dört medya patronunu adlarını vererek tehdit etmesi karşısında gazeteciler ve meslek örgütleri seslerini yükseltmeli ve MHP liderini uyarmalıdırlar...
Yazılı açıklamasında sergilediği tehlikeli kafa yapısını değiştirmesi gerektiği Bahçeli’ye söylenmelidir.
Nedir o tehlikeli kafa yapısı?
O kafa, siyasetçinin, medya patronuyla “iş bitirerek” yayın politikasını ve köşe yazarlarını dilediği gibi yönlendirebileceğini sanmak gafletine düşen kafadır...
Ve ne zaman o kafa bir haber, yorum veya yayından rahatsız olur,  “işi” her defasında patrona baskı yaparak halletmeye kalkar...
Bu gafletin “alt şubesi”, gazeteciyi her türlü bağımsız profesyonel kişiliğinden soyunmuş, vicdan ve aklını patronuna kiralamış, talimatla yön tutan ve yazan “elemanlar” olarak görmektir...
Gerçek gazetecilerle çalışma “şanssızlığına!” uğramış medya heveskârı patronlar da zaman zaman onları sıradan çalışanlarıyla karıştırma gafletine düşerler.
Kıdemli patronlar ise sahip oldukları gazetelerin köklü kimlik ve duyarlı okurlara sahip olduğunu, hem de gerçek gazetecilerle çalıştıklarını öğrenmiştir... Bu gerçeği faşizan kafalı siyasilere anlatmakta güçlük çekerler; çoğunlukla da anlatamazlar. Bunun bedelini sonunda hem kendileri öder, hem de gazeteciler.
Yazılı açıklamasından anlıyoruz ki Bahçeli de patronları tehdit ederek hoşuna gitmeyen yorum ve haberlerin önünü kesebileceğini sanıyor... Hedef aldığı patronların medya organlarında canını sıkan haber ve yorumları yapanlara da “haberleşme elemanı” diyor...
Bahçeli bu dört medya patronunu “ellerindeki medya gücünü ticari faaliyetleri için iktidara kiralamakla” suçluyor...
Mealen diyor ki Bahçeli, “Ey Ahmet Çalık, Akın İpek, Turgay Ciner ve Ferit Şahenk! Elemanlarınıza sahip olun; canımızı sıkmayın. İktidara gelirsek affetmeyiz!”
Bir de açıklamasında son derece irkiltici bir imada bulunmuş... Bu patronlar hakkında, “servetlerinin kaynağı şaibeli” demiş...
Bu vurgu, “İktidara gelirsek müfettişleri üzerinize salarız” anlamında bir tehdit içermektedir...
Bu üslup, bu hedef tanımı... Çok aşina gelmiyor mu?
AKP iktidarının Doğan Grubu’nu tasfiye operasyonunu örnek almış Bahçeli...
Operasyon, Doğan Grubu’nun küçültülmesi yönünde şu günlerde somut sonuçlarını vermek üzeredir... Etkili bir “sindirme ve tasfiye modeli” oluşturduğu su götürmez...
Bahçeli, şimdi aynı silahı çıkarmış, AKP yandaşı olmakla suçladığı medyaya teşhir ediyor.
Ama hayır! Bahçeli’nin rol modeli Erdoğan; medya modeli de “yandaş medya” olmamalıdır.
Erdoğan tasfiyeciliği ve AKP’nin yandaş medya modeli Türk siyaset sınıfının medyayla ilişkisinde bir “norm” haline getirilmemelidir!
Her iktidara gelenin medyayı kendi meşrebine göre kırpıp biçmeye kalktığı bir ülkede sonunda ne gerçek medya kalır, ne gerçek medya patronu, ne de gerçek gazeteci...
Bunların kalmadığı bir yerde, demokrasi de yaşamaz...
İktidar medyasının sahipleri için, o iktidar gidince nasıl bir akıbet uygun düşer?
Kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenenler sektörde kalır, öğrenemeyen gider. Bahçeli’nin tehditlerine ne lüzum var?
AKP yüzde 30’un altında sabitlenir ve dördüncü bir parti yüzde 10 barajını geçerek parlamentoya girerse MHP’li bir koalisyonun kurulması ihtimali büyük olacaktır.
Bu gerçekleşirse, MHP’nin ve tabii ki diğerlerinin görevi, iktidar-medya ilişkisinde AKP döneminde açılmış, “Ya yandaş olacaksın ya da tasfiye” parantezini kapatmak olmalıdır; aynı yoldan gitmek değil.
Bahçeli’yi bu yüzden uyarmak gerekiyor. Söze de “Demokrasi herkese lazım” diye başlamalı...

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2010